Sayfa: [1]
Yazdır
Gönderen Konu: Redd  (Okunma Sayısı 1415 defa)
red_sky
Alışkın Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 50


SihiRßAz кuкLa-+-ђÕккãßãZ


WWW
« : Eylül 03, 2007, 05:09:08 ÖÖ »

Redd, 1996 yılında cover grubu olarak kuruldu. İstanbul'da gerçekleştirdikleri performanslarla kaliteli bir müzikal çizgi oluşturan grup, 2000 yılında kendi şarkılarını yazmaya başladı. vokalde doğan duru, gitar ve geri vokalde berke hatipoğlu ve güneş duru, klavyede ise ilke hatipoğlu'ndan oluşan redd, şubat ayı başında 50/50 isimli ilk albümünü stardium'dan piyasaya çıkardı. kendilerini gözleme dayalı eleştrisel bi bakış açısıyla ifade eden redd, şarkılarında kent yaşantısına ve mordern hayatın döngüleri içine sıkışmış insanın hikayesini gerçekçi bir dille yansıtıyor.. redd, mutlu olmak için'de post-modern dünyaya ilişkin gerçekliğin altını çizerken 50/50'de insana dair çelişkiler ve kimlik arayışlarını anlatıyor. bahçelere daldık'la yaşadığı dünyaya olan rahatsızlığını dile getiren insanın kaçış hikayesini felsefi bir dille anlatırken, öperler'le bu kez alaycı bir dile bürünüyor. grubun ilk albümünde yer alan tüm şarkılar, dinlediğimizde kayıtsız kalamayacağımız, her biri bizi anlatan hikayelerden oluşuyor. tamamı canlı enstrümanlar kullanılarak kaydedilen albüm rock müzik dünyasına hızlı bir giriş yapan redd'in anlatısının bir başlangıcı.
Kirli Suyunda Pırıltılar
Redd'in ikinci stüdyo albümü 'Kirli Suyunda Parıltılar' Pasaj Müzik etiketi ile 24 Nisan 2006 Pazartesi günü müzik marketlerde yerini aldı.
Şubat 2005 'te ilk albümleri 50/50 ile yakaladıkları başarılı çıkışın ardından, "Kirli Suyunda Parıltılar" adlı ikinci albümlerini Pasaj Müzik etiketi ile çıkaran redd, bir sene aradan sonra sevenlerinin karşısında...Prodüktörlüğünü redd'in üstlendiği "Kirli Suyunda Parıltılar" ATM stüdyosunda Alp Turaç ile birlikte kaydedildi.
'Falan Filan', 'Hala Aşk Var Mı', 'Prensesin Uykusuyum', 'Artık Melek Değilim', 'Bak Keyfine', 'aŞık', 'Dünya', 'Kirli Suyunda Parıltılar', 'Ne Olmaya Geldim', 'Roman Kahramanı' ve Bülent Ortaçgil'in 1990 yılına ait 2.perde adlı albümünde yer alan 'Çığlık Çığlığa' cover'ı ile albümde toplam 11 şarkı yer aldı.
Albüm fotoğrafları, aynı zamanda albümün çıkış parçası olan "Falan Filan"a çekilen video klibin yönetmenliğini de üstlenen Cemil Ağacıkoğlu tarafından çekildi.
Redd, vokalde Doğan Duru, elektrik/akustik gitarda Berke Hatipoğlu, elektrik/akustik gitar ve geri vokalde Güneş Duru, hammond/ synth ve pianoda ilke Hatipoğlu ve "Kirli Suyunda Parıltılar" ile birlikte gruba dahilolan davulda Suat Ayyıldız' dan oluşuyor.
Henüz iki yıllık mazisi olan Redd, ikinci albümüyle dünyanın en çok izlenen müzik kanalı MTV’nin listesine girmeyi başardı.
Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanan 2. albümleri ‘Kirli Suyunda Parıltılar’ ile büyük beğeni toplayan Redd , MTV World Chart Express listesinde yer alarak, Türk rock müziğindeki başarısını Avrupa’ya taşıdı.
resmi web sitesi http://www.redd.com.tr/
Logged
biRdamLauMut!..
« Déad Poèt »
Moderator
Forumla bütünleşmiş üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2212


beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir.


WWW
« Yanıtla #1 : Ekim 23, 2007, 10:30:50 ÖS »

an itibariyle.. son albümleri üzerimde sıkı bir bağımlılık yaratmış grup..
son derece sakin,sevimli ama aynı zamanda duyarlı bir topluluktur kendileri..
bir konserdeki sempatileriyle bana albümlerini aldırmayı başarmışlardır.

'Artık Melek Değilim' favorim.
Logged

6
gürültü
Araştırmacı Üye
Administrator
Nirvanaya Ulaşmış Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



WWW
« Yanıtla #2 : Ocak 24, 2008, 06:05:18 ÖS »

Redd, askerden yeni albümle döndü

Topluca askere gidip topluca askerden dönen Redd grubunun 'unplugged' konser DVD’si “Gecenin Fişi Yok” ve yeni akustik stüdyo albümü “Plastik Çiçekler ve Böcek” yayınlandı.

Beş aydır tüm üyeleri askerde olan başarılı rock grubu Redd’in, askere gitmeden önce verdiği son  akustik konserin DVD’si “Gecenin Fişi Yok” Pasaj Müzik etiketi ile müzik marketlerde yerini aldı.
 
21 Temmuz’da Ghetto’da gerçekleşen akustik performansın kaydedildiği konser DVD’si, Redd’in ilk albümü “50 / 50” ve ikinci albümü  “Kirli Suyunda Parıltılar”dan parçalar içeriyor.
 
DVD’de ayrıca grubun birlikte ilk müzik yapmaya başladıkları döneme ait olan “Boşver” isimli parçaları da performansın bir parçası olarak ilk kez Redd severlerle buluşuyor. 
 
Unplugged olmasına rağmen yüksek tempolu olan konserin  DVD’sinde yeni düzenlemelerle orijinallerinden çok farklı seslendirilen 15 şarkı bulunuyor.
 
Bunlar arasında Redd’in sevilen şarkılarından Mutlu Olmak için, Falan Filan, Dünya,  Hala Aşk Var mı, Prensesin Uykusuyum, Nefes Bile Almadan, Keyifli bir Gün, Artık Melek Değilim gibi parçalar bulunuyor. 
 
Bir de akustik albüm "Plastik Çiçekler ve Böcek"
 
Konser DVD’si “Gecenin Fişi Yok” ile eş zamanlı olarak dinleyicilerle buluşan akustik stüdyo albüm “Plastik Çiçekler ve Böcek” de müzik marketlerde yerini aldı.
 
İlk albüm “50/50” ve 2.albüm “Kirli Suyunda Parıltılar”dan parçalar içeren  yeni akustik albümde, Redd şarkıları yeni düzenlemeleriyle sevenlerinin karşısına çıkıyor ve ayrıca albümde grubun “Senden Sonra” isimli yepyeni bir şarkısı da  yer alıyor.
 
Tüm parçaların aynı anda çalınarak canlı olarak 2 günde kaydedildiği “Plastik Çiçekler ve Böcek”’in prodüktörlüğü Redd’e, mix ve mastering’i ise Erim Arkman’a ait.
 
Albümde “Bak Keyfine”, “Mutlu Olmak İçin”, “Hala Aşk Var Mı”, “Dünya”, “Roman Kahramanı”, “Sen Kendinde Ol Yeter”, “Senden Sonra”, “Nefes Bile Almadan”, “Artık Melek Değilim”, “Ne Olmaya Geldim”, “Prensesin Uykusuyum”, “Falan Filan” olmak üzere 12 şarkı bulunuyor.http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/MUZIK/haber_detay.asp?PID=118&haberID=422589




Logged

s
gürültü
Araştırmacı Üye
Administrator
Nirvanaya Ulaşmış Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



WWW
« Yanıtla #3 : Ocak 27, 2008, 08:55:04 ÖS »

http://www.myspace.com/redd

bir dinleyin...
Logged

s
biRdamLauMut!..
« Déad Poèt »
Moderator
Forumla bütünleşmiş üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2212


beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir.


WWW
« Yanıtla #4 : Şubat 08, 2008, 01:18:47 ÖS »

02/02/2008

ROCK MÜZİK GRUBU REDD: Yanlışı parmağımızla gösteremiyoruz    
 
Redd, ıgg6 yılında bir cover grubu olarak kuruldu. Dört sene sonra da kendi şarkılarını yazmaya başladı. Vokalde Doğan Duru, gitar ve geri vokalde Berke Hatipoğlu ve Güneş Duru, klavyedeyse İlke Hatipoğlu'ndan oluşan Redd, 2005'te 50/50 isimli ilk albümünü yayınladı. Modern hayatın döngüleri içine sıkışmış insanın hikayesini gerçekçi ve alaya bir dille yansıttı. Bir yıl sonra çıkardıkları ikinci stüdyo albümü Kirli Suyunda Parıltılar ilk albüm kadar yankı yaptı ve MTV World Chart Express listesinde uer alarak, Türkiye Rock Müziği'nejarklı bir ses getirmeyi başardı. Ve tabii askerlik dönemi geldi çattı. Grup üyeleri askere gitmeden önce dinleyicilerine unutulmaz bir konser vermişlerdi yaklaşık 5 ay önce... Askerden döndüklerinde ise işte o unutulmaz konserin kayıtlarını DVD'ye aktararak 'Gecenin Fişi Yok' dediler. Ve bir de yeni albüme eski şarkıları koyarak ve adına da 'Plastik Çiçekler ve Böcek' deyip Redd Akustik DVD ve CD'leriyle dinleyenleriyle yeniden buluştular. Bizde bu vesileyle Redd grubuyla bir araya geldik, Askerliğin havasını üzerlerinden atamamış olsalar da tüm sorularımıza içtenlikle yanıt verdiler...

»Yeni çalışmanızdan başlarsak, yeni bir albüm ama eski şarkılardan oluşuyor...
Doğan Duru: Biz ilk albümle ikinci albüm arasında çok zaman aralığı koymamıştık. Bir sonraki albüm için daha uzun ara vermeliydik. Çünkü askerlik meselesi de vardı. Askere de güzel bir konser verelim gidelim diyorduk. Konseri verdik ve kaydettik. DVD'sini ve eski şarkılardan oluşan CD'yi çıkardık...

»12 yıldır müziğin içindesiniz, bu sürece çok az albüm sığdırdınız bir nedeni var mı?
Doğan Duru: Eskiden her şey farklıydı, pop müziğe yığılmıştı piyasa. Gençlerin bir araya gelip çaldığı şeyler farklı algılanıyordu. 2000 yılında karar verdik albüm yapmaya. 2005 yılında başladık, 3 albüm bir DVD. Bakıldığında 1. ve 2. albüm arasında çok fazla zaman dilimi yok. n ay gibi kısa bir zaman dilimi var...

»Evet ama piyasaya baktığımızda da 6 ayda bir albüm çıkıyor...
Güneş: Haklısınız ama bizim derdimiz doğru plak şirketi bulmaktı. Bunca yıla bu kadar albüm sığdırmak da bizi hiç rahatsız etmiyor, aksine mutlu oluyoruz. Müziğe başladığımızda albüm yapsaydık çok fazla eksiği olacaktı. Evet büyük bir heyecanla yapılırdı, ama çok şey atlanırdı. Biz çok ürettik, tüketirken de eksikleri fark ettik.

»Sürece baktığımızda müzik piyasası, yapılan müzikle değil albüm sayısıyla ilgileniyor biliyorsunuz...
Doğan: Burada birkaç bar dışında tanıyan yoktu bizi. Biz bu kadar yıldan beri müzik yapan bir grubuz, çok doğru sanki albüm yapmak için bir aradaymışız gibi. Çünkü insanlar sizinle değil kaç albümünüz çıkmış onunla ilgileniyor. Süreç buydu. O Yüzden de az sayıda albüm yapmayı diğer gruplarla karşılaştırdığımızda daha olgun albümler yaptığımızı düşünüyoruz.

»Peki Redd neyin reddi?
Doğan Duru: Türkiye'de illa bir şey kendisini anlatsın istiyorlar ama biz bizim dışımızda birileri bizi anlatsın istiyoruz. Duruşumuzla ilgili bu adı uygun bulduk. Biz, şurada bir şey olmuştu, şunu red etmiştik falan gibi değil, yaptığımız bir müzik var, yaptığınız şeyi kendi çığlıklarıyla bırakırsanız sanattan çok protest olur... Ve olayın özü kaybolur.
Berke: Dinleyici de neyi red ettiğimizi çok iyi biliyor.
Doğan: Biz her türlü sağduyu sahibi, yaşadığı ülkede neler olduğunun farkında olan, bunu çıkar gözetmeden dile getirebilen herkesin red ettiği şeyleri red ediyoruz. Bülent Ortaçgil şarkısı koyduk, bu şarkı neye yakın durduğumuzu gösteriyor aslında.

»12 yıllık süreçte siz hiç ayrılmadınız değil mi?
İlke Hatipoğlu: 5 yıl boyunca birbirlerine katlanmak zorunda kalanlar olabilir ama biz öyle değiliz. Aslında kimsenin umurunda da değil gruptan kim ayrılmış kim ayrılmamış.... Grubun bir adı var ve bu ad bir kurum gibi görünüyor.

»Farklı meslekleri olan insanlarsınız. Piyasaya baktığımız zamanda müzikten para kazanılmadığı aşikâr, diğer mesleklerinizle uğraşınız ne düzeyde?
İlke: Her birimizin mesleği sabah dokuz akşam altı değil. Onlar da yürütebiliyoruz ama öncelikle Redd dedik biz.
Doğan: Müzik ticari unsur haline geldi farkındayız, böyle olmaya başladıktan sonra da geliri azaldı. Olayın büyüsü ortadan kalktı. Ve bu durum yanlış yere dükkân açmaya kadar vardı. Bizim böyle bir tavrımız yok. Biz de biliriz, herkesin bildiği şarkıyı icra edip olayı ticari boyuta taşımayı, ama kendi hayatımızda biz bunu yapmadık ki, yapamayız. Biraz tüccar man-talitesi var. Biz galiba o işlerden anlamıyoruz.
İlke: Para hiçbir zaman derdimiz olmadı. Başka dertlerimiz var.

»Ters bir denklem yok mu müzik piyasasında, yani bir yandan müzik sektörü ölüyor deniliyor ama diğer yandan da vitrinler albümlerden geçilmiyor...
Güneş: Biz ülke olarak magazini seviyoruz. Gazetede, televizyonda olmayı...
Doğan: Bütün dünyada bir kriz yaşanıyor. Bugün çok popüler yabancı rock grupları bile 10 milyon satarken bu albümde 1 milyon satarsak çok iyi diye röportajlar veriyorlar. İşin bu boyutu açıkçası çok da önemli değil. Bir şey üretirken ne kadar satacağım düşüncesi garip bir tavır bana kalırsa. Biz işin o tarafında değil üreten tarafında olduğumuz için bu konu bizi çok da ilgilendirmiyor. İlgilendiren kısmı gelecekte Türkiye'de rock müziğin nasıl şekilleneceği.

Aslında her şeyden önemlisi sistem çok garip. Herkes acılar dünyasına takılıyor, sadece o müziği yapan insanların geçmişleriyle, kullandıkları enstrümanlar da değişiyor ki, İsmail YK'nin yaptığından pek bir fark gözükmüyor. Bunları değiştirmek bunların üzerinde konuşmak gerekiyor belki ama bu da müzik eleştirmenlerinin işi. Yani bir süre kimse üretmeyecek, eski şarkıları kullanıp piyasa yapacak.

»Peki rock müzik bunun neresinde? Çünkü bir dönem rock furyası başlamıştı...
İlke: Tabir yerindeyse pop ayağa düştüğü için insanlar ticari meta olarak yeni kategori buldular o da rock. Bunun kategoriyle de bir alakası yok, dünya üzerinde çok sofistike müzik yapıp pop kategorisinde değerlendirilen daha ciddi durumlardan söz eden, çok sanatçı var...Rock'ın çıkış noktasında, bir şeyi protesto etme derdi vardı...
Rock'ın çıkış noktası; adam gitarı elini alıp sonuna kadar açmış ama sonuna kadar açan adamın dertleri varmış bunu anlatmak istemiş. Söylerken de başka şeyler söylemiş. Adam iyi yapmış, ben de gitarımın sesini sonuna kadar açayım demekle olmuyor bu iş. Kendini haklı çıkartacak sebeplerinin ve dertlerinin de olması gerekiyor. O yüzden de günümüzde rock müzik yapıyorum demek bana göre hiçbir şey ifade etmiyor. Evet bugün gelinen noktada rock müzik zarar gördü ve prestijini kaybetti. Bunun suçlusu da rock müzik yaptığını söyleyen rock sanatçılarıdır.

»Şimdi nasıl bir noktada?
Güneş: Belki bütün gruplarda böyle bir tavır var ama ne hikmetse çıkış şarkıları hep aşk şarkıları oluyor. İşte bu nokta da hakikat ve samimiyetten söz etmek biraz zorlaşıyor. Başka şeyler devreye giriyor.
Doğan: Bütün bu kirlenmeden rock müzik de nasibini aldı. Çok üretim oldu ama bir şey çıkmadı. Tüm bunlar rock müziğin duruşunu ve geleceğini zedelemiş oldu.

»Rock müziği denildiği zaman çeşitli sıfatlamalar kullanılıyor, bu duruma nasıl bakıyorsunuz?
Güneş: Üretilmiş kavramlar üzerinden kendimize şekil aramıyoruz. Tabii ki dinlediğimiz şeylerin etkisi vardır ama, biz üç albüm yaptık, belki sonraki albümde başka şeyler olacak.

»İronik cümlelerle bir soruna parmak basıyorsunuz. Bugünden bakıp direkt bir söylem söyleseniz siyasi gelişmelerle ilgili neler söylerdiniz?
Doğan: İşin biraz gerisindeyiz, yaklaşık 5 aydır askerdeydik. Orada algılamak zor oluyor tabii. Bu dönemde de her şey sıcak. Türkiye'de bildiğimiz üzere, geçmişten bugüne kadar tarihsel olarak aynı şeylerin farklı şekillerde ortaya çıktığını görüyoruz. Ama bunların üstesinden gelmek de benim işim değil açıkçası. Bunların üstesinden gelmek bu ülkeyi yönetenlerin işi. Bu ülkeyi yönetenlerin ne hikmetse benden daha başarılı olacağını sanmıyorum. Tabii bilmiyorum o işin içinde olmak nasıl bir sorumluluk getirir. Her şey bir yana bu ülkenin bazı gelenekleri söz konusu, yeni iktidarın bu gelenekleri başka geleneklerle karıştırdığını düşünüyorum. O geleneklere inşallah yakınlaşmayız o kadar.
İlke: Bence bütün açıklığıyla şuan ki resmi çizemiyoruz. Bu resimden açıkça bahsedemediğimiz, bulunduğumuz durumu ifade edemediğimiz sürece tablo olması gerektiği hale gelememiş demektir. Yanlışı da parmağımla gösteremiyorsam onu düzeltemeyeceğiz demektir. Belli dönemlerde Türkiye'nin içinde bulunduğu dönemi anlamak için belki diğerlerinden sağlıklı olabilecek tek bir parametre var, o da ne kadar
özgür olduğu bireyin. Bireyler daha öz-gürleştikçe medeniyet artıyor, hoşgörü artıyor demektir o toplumda. Ama benim gözlemlediğim son 10 yılda belli alanlarda şeklen özgürmüşüz gibi dur-sak da ciddi anlamda özgürlüğümüz kısıtlanıyor. Bu özgürlüğü sağlamak da iktidarın görevidir.

»Birey elde etmeli, iktidardan beklememeli. Bu durumu da önce ben duyarlıyım diyen sanatçı ortaya koyar...
Güneş: Türkiye'de sağduyulu muhalefetin bile ortak bir çizgisi yok maalesef. Üç beş kişi söyler ama hiçbir işe yaramaz. Bunu gördük biz. Onun yol göstericisi de biz olamayız. O kadar zengin bir düşünce yapımız yok. Redd siyasi bir yapı değil, müzik yapan bir grup, sadece hassasiyetlerimiz var.

»Bu hassasiyetinizi Bulutsuzluk Özlemi'nin 20. yılında gösterdiniz ama sanırım oradaki mizanseni algılamakta insanlar biraz zorlandı. İlke: Evet o konserde bir şeyler anlatmaya çalıştık ama biz bunu yazılsın diye yapmadık. Anlatmak istediğimiz bir şey vardı. Bulutsuzluk Özlemi'nin sarkışıydı. Polis devletini anlatıyordu...Öyle bir mizansen hazırladık ki tek derdimiz vardı, bir konuyla ilgili ne düşündüğümüzü göstermek.




GÜLŞEN İŞERİ
 


http://www.birgun.net/bolum-95-haber-58206.html#haber_basi
Logged

6
niye la naptım
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #5 : Şubat 22, 2008, 04:35:07 ÖS »

çok sevdiğim bir grup..şarkıları gerçekten süper..
Logged
rumeysa
Moderatör
Forumla bütünleşmiş üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1924


Lo-lee-ta.


« Yanıtla #6 : Kasım 28, 2010, 12:46:26 ÖÖ »

Mor ve Ötesi, “Mustafa Hakkında Her şey” filminden sonra başka bir kariyere başlamıştı. Tuhaftır, film müzikleri yıllardır var olan gruplara sanki sihirli bir el gibi dokunuyor.

- Mor ve Ötesi’ne filmin nasıl bir faydası oldu, bunu kestirmek zor. Önceleri daha amatör kimlikli işler yaparken, Tarkan Gözübüyük ve “Dünya Yalan Söylüyor” sayesinde hayatları değişti. Ama film de faydalı olmuş olabilir tabii..

http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/16384775.asp?gid=222
Logged
gökçee
Kopmuş Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 213


...


« Yanıtla #7 : Kasım 28, 2010, 01:03:31 ÖÖ »

süper süper süperr
Logged
cenuz
Nirvanaya Ulaşmış Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 910


* 23 *


« Yanıtla #8 : Şubat 06, 2011, 07:43:16 ÖS »

Nefes bile almadan seviyorum seni diyebilmiş gruptur. İçimde dolaşan alkol gibi sana git gide sarhoş oluyorum nasıl bir sözdür yahu, gruba yeni yeni ısınıyorum bu zamana kadar benim aklım nerelerdeymiş?
Logged
Sayfa: [1]
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: