Sayfa: 1 ... 4 5 [6]
Yazdır
Gönderen Konu: Kerem Kabadayı  (Okunma Sayısı 14267 defa)
burakpurple
Çılgın Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 417


harun göbeğini yiyim gel la kıbrısa


« Yanıtla #75 : Eylül 09, 2008, 05:48:22 ÖS »

Kerem Kabadayı

kabadayi.kerem@gmail.com

12 Temmuz 2008 Cumartesi
Yaradılışla ilgili Althusser'in Hümanizm tartışmasında geçen önemli bir saptaması vardır.  Özetle der ki, "Yaradılış miti, örgütlü büyük dinlerin ve etraflarında örülü çıkar ilişkilerinin  sorgusuz sualsiz kendilerini devam ettirebildikleri tek alandır. Güç ve çıkar ilişkilerinin  zedelenmeden işlemeye devam edebilmesi için hep oraya kaçıp sığınmaya çalışırlar.  Her bir bireyin ve toplumun içinde bulunduğu somut koşulları ezerek, insanı insana eşitlemek  yoluyla "insanlığı" tanımlamaya çalışan klasik batı hümanizminin de bu kaynaktan beslenerek,  burjuvazinin, ezilen bireyin dünyayı algılayışının üstüne örttüğü temel ideolojik örtü olduğunu  iddia eder."

Buralara dayanarak kurulan gündelik söylemlerimiz de, kitleleri "kapitalizm dünyayı yok ediyor"  demek yerine "insan kötü, kusurlu bir varlık" demeye, ya da kitlesel kader yanılgılarına itekler.  Sınıfsız, çatışmasız, durağan bir "insanlık" tanımı da bu noktadan doğar. Bu işin sonu, doğal olan  ile kültürel olanın arasındaki ayrımın tamamen yok edilmesine, sömürü ve hegemonyanın tamamen  doğal birer "insanlık hali" olduğu "inanışına" kadar varır.

Yaradılış mitini, yani bir dogmayı, bir teori ya da tez olarak görmenin ya da göstermenin  hiç bir dayanağı olamayacağını düşünmek için sosyal Darwinist, pozitivist ya da bilim fetişisti olmak gerekmiyor  bence. Sormak gerek; bilimi, katı bir bilgi birikiminin baskı aleti olarak görmek yerine, sınırsız  sınama ve sorgulama olarak gören gözler için "yaradılış" hangi sınama metodlarına müsade edebilir?  Cevabı, sorguya mahal vermeyecek şekilde, önceden verili olarak alınan bir soruya, bilim adı altında  kanıt aramak abesle iştigal değilse nedir? Mitolojinin cevabı bellidir; insan yaradılmıştır. Aslında  ortada gerçek bir soru bile yoktur, haliyle.

Kutsal sayılan mitolojilerin anlatılarını kelimesi kelimesine gerçek bilgi olarak okumak, herhalde binyılların  kültürel birikimini aktaran bu metinlere yapılabilecek en büyük haksızlık olur; bizi de sadece dogmaların  yeniden üretilmesinin araçları haline getirir. Bu dogmaların esasen hangi yollara hizmet ettiğini anlamak  için de herhalde George W. Bush hükümetlerinden Adnan Oktar cemaatine kadar, ateşli yaradılış  savunucularının çıkar ittifaklarına bakmak yeterli olur.

Son olarak, Ege Üniversitesi yönetiminin gerçekleştirmiş olduğu rezaletin altına imza atmayı  reddeden bilim insanlarına, bir İTÜ öğrencisi olarak teşekkür ederim. Ne yazık ki, bir çok  üniversitenin yönetim kadroları ulusalcı veya AKP'li gibi bir yapmacık ayrımı aşan biçimde,  bilimsel üretimden uzak, işçi, öğrenci ve bilim düşmanı tablolar yaratabilmekte bugün. Bazısı  darbecilere plaketler yağdırıp öğretim kadrolarını faşist gerilla yuvalarına çevirmekle, ellerinde  küçücük bayraklarla Cumhuriyet mitinglerine otobüsler dolusu genç figüran yığmakla uğraşırken,  bazıları da bu tür skandallarla üniversiter sistemin suyunu sıkmakta.


Doktora programına devam  ettiğim İTÜ'den de, bir üniversite ile ne alakası olabileceğini anlayamadığım bir örnek olarak, geçenlerde ilan edilen bir Senato duyurusunun en sonunda yer alan maddeleri aktararak bu yazıyı bitiriyorum.

1. Terörizmi ve onu destekleyenleri lanetliyoruz. (Bilim insanları ve lanetlemek?)

2. Bilimsellikten uzak ve haksız Ermeni iddialarına karşıyız. (Bilimsellik ve haksızlık?)

3. Ülkemizi bölme hesaplarının farkındayız. (Su uyur, "düşman" uyumaz...)

4. Bütünlüğümüzü koruyacak ulusal bir uyanışın gerekliliğine inanıyoruz. (Nerede kaldı üniversite, öğrenciler, bilim?)
Logged

#
rumeysa
Moderatör
Forumla bütünleşmiş üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1924


Lo-lee-ta.


« Yanıtla #76 : Eylül 10, 2008, 04:42:40 ÖS »



Mor ve Ötesi grubundan, savaş karşıtı aktivist ve Küresel BAK yürütme kurulu üyesi Kerem KABADAYI,  İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan "SAVAŞA HAYIR - FİLİSTİN'E ÖZGÜRLÜK"  söyleşinin katıldı. 9 Eylül Salı günü yapılan söyleşiye 100 dolayında sağlık çalışanı katıldı.

SES İşyeri Temsilciliğinin düzenlediği bu etkinlikte BAK İzmir temsilcisi Mevlüt Ülgen'den sonra söz alan  Kerem Kabadayı, bölgemizde yaşanan savaşlar, savaş tehditleri, silahlanma ve barış hareketinin güncel görevleri konusunda geniş bir sunuş yaptı. Önümüzdeki günlerde yapılacak Küresel BAK ve etkinlikleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. 27 Eylül Cumartesi günü İstanbul'da yapılacak "BEN DOĞDUĞUMDA FİLİSTİN DİRENİYORDU" yürüyüşüne davet etti.

Önümüzdeki yıl savaş örgütü Nato'nun kuruluşunun 60. yılı nedeniyle Nato'cuların bir araya gelip kutlamalar yapacağı tarihte, savaş karşıtlarının anti-Nato etkinlikleri yapacağını söyleyen Kabadayı, "savaşsız bir dünya istiyorsak önce Nato'nun dağıtılması için mücadele etmeliyiz" dedi.

Aynı günün akşamında Konak Belediyesi Kültür Merkezinde yapılan söyleşiye ise Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu İzmir aktivistleri katıldı ve önümüzdeki günlerde yapılacak etkinlikler, öneriler konuşuldu.

http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=662&pid=19&haber=İzmirde%20savaş%20karşıtı%20söyleşiler
Logged
walkman
Çingene Üye
Forumla bütünleşmiş üye
********
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1418


Pervaneme kuş girdi çıkaramadım


« Yanıtla #77 : Eylül 11, 2008, 05:48:52 ÖS »

Merhabalar,

Benim anladığım kadarıyla gerçekliğin inşası zaten bir toplumun zor altında rızasını gerektirir ki bu rıza nadiren özgür düşünce ya da vicdan yoluyla kendiliğinden ortaya çıkar. Kuramlardan yola çıkarak dünyayı kavramaya çalışmak, kuramların aşınmasını veya güncellenerek dönüşmelerini de tartışmaya değer süreçler olarak kabul etmeyi gerektirir. Modernitenin eleştirisinden, adeta tek yönlü bir hatta seyreden, frenleri patlamış bir trenin makinistinin telaşıyla imtina etmek, Adorno ile Horkheimer'in kafamıza vura vura anlatmaya çalıştığı gibi, bizleri sadece modernite mitolojisinin birer mümini haline getirir. Faşizme karşı omuz omuza mücadele ne yazık ki moderniteye tapınmaktan geçmiyor. 

Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca nasıl ki yerleşik gerçekliği kurgulamış olanlar, askeri bir darbe ile tasfiye edilmiş Osmanlı'nın leşinden bile emperyal bir gurur nesnesi yaratmayı kendilerine bir kazanç kapısı olarak bellemişlerse, koca koca 'anlatıların' kuramsal iflasını daha geçen gün Gökhan Özgün'den öğrenmiş olanların şaşkınlık içersine düşmesi doğaldır. Maduniyet kavramının ve resmi gerçekliğe kapağı atamamış olanların sesinin bu diyardan yükselmemiş olmasının elbette bir sebebi var bence; Ege'nin diğer kıyısından Gregory Jusdanis'den ödünç alırsak teşhisi "gecikmiş modernite" olarak koyabiliriz.  Bizim dedeler kendi şapkaları, ileri zirai teknikleri, arı Türk dilleri, çelikten ağlarla birleştirilmiş modern "ulusal" ekonomileri ve Dersim'de tasfiye edilen "kabilelere" karşı duydukları modernist tiksinmeyle o kadar meşgul olmuşlar ki, kuşaklar boyu tapınılası bir beygirli-liderli modernite kültü bırakmayı başarabilmişler, sağdan ve soldan mirasyedilerine.

Resmi, ya da kamuoyuna enjekte edilmiş ve sorgulanmadan kendini yeniden üretme kudretine sahip olan gerçekliği yıkmanın yolu '68 ayaklanmalarından beri aranıyor. 1968'in yerel 'yumruklar havaya' romantizm hikayelerini yeniden üretmek bu kadar çekiciyken, '68 ruhunun kuramda ve burjuva sosyal bilimlerinde nasıl bir buhrana karşılık, ne gibi bir kırılma yaratmış olduğunu kavramak hala zor geliyor nedense. Artık çevirilerin onyıllarca gecikmesi, kitapların toplatılması, ithalat yasakları gibi mazeretlerimiz de yok. Gökhan Özgün'ün yazısını tartışmaya değer bulmak ve neyi kast ettiğini kabaca kavramak gerçekten de o kadar zor değil.
Logged
melodi
Çılgın Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 254


« Yanıtla #78 : Eylül 14, 2008, 10:19:20 ÖS »

.......
« Son Düzenleme: Ekim 10, 2008, 07:00:42 ÖS Gönderen: melodi » Logged
rumeysa
Moderatör
Forumla bütünleşmiş üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1924


Lo-lee-ta.


« Yanıtla #79 : Ekim 07, 2008, 09:09:35 ÖS »

ASF'de savaş karşıtları

Benim de aktivisti olduğum savaş ve işgal karşıtı Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu, İsveç'in Malmö kentinde gerçekleşen 5. Avrupa Sosyal Forum'una, küresel savaş karşıtı hareketi oluşturan farklı ülkelerden kampanya ve örgütlerle ortaklaşa önemli toplantılara imza attı. Tüm toplantılara hakim olan ve Forum'un sonuç bildirgesinde de küresel savaş karştıları ağının öncelikli tartışma gündemi olarak öne çıkan konular, Irak ve Afganistan'da devam eden işgallerle birlikte Kafkaslar'da yaşanan gerginlik, NATO ve Amerikan askeri üslerinin kapatılması için verilen mücadele ve 2009'da 60. yılına girecek olan NATO'ya karşı Avrupa çapında kitlesel bir eylem birliği inşa etmek oldu.

"Askeri üsleri kapatın"

5. Avrupa Sosyal Forumu'nda Küresel BAK'ın katıldığı ilk toplantı, Yunanistan “Savaşı Durdurun Koalisyonu” ve İtalyan işçi sendikaları birlği COBAS ile beraber, 18 Eylül günü “Üsleri Kapatın” başlığı altında gerçekleşti. Polonya, Yunanistan, İtalya, ve Danimarka'dan savaş karşıtlarının söz aldığı oturum kolaylaştırıcısı ve Küresel BAK aktivisti arkadaşımız Nilüfer Uğur Dalay'ın açılış konuşmasının ardından Küresel BAK adına ben bir konuşma yaptım.

Türkiye'nin Diyarbakır, Muş, İzmir, Konya, Ankara ve Adana gibi illerinde bulunan NATO askeri üsleri hakkında bilgi verdim. Üslere karşı mücadelenin, NATO karşıtı kampanya ve en geniş çerçevede, herkesin kendi toplumundaki militarist yapılanmaya karşı verilecek mücadele ile örtüştürülmesi gerektiğini savundum. Küresel BAK'ın İncirlik Üssü'ne karşı yürütmekte olduğu mücadelesinden deneyimler aktardıktan sonra, Yunan, İtalyan ve Kıbrıslı barış aktivistleri arasındaki işbirliğinin arttırılmasının, hem İncirlik üssüne karşı, hem de Yunanistan'daki Suda üssü, ve İtalya'da bulunan Vicenza askeri üssüne karşı yürütülen kampanyalara olumlu katkıda bulunacağını ifade ettim.

"Ortadoğu'da işgale son"

Aynı gün Küresel BAK'ın düzenleyiciler arasında olduğu ikinci toplantının başlığı ise “Ortadoğu'da Emperyalizm ile Mücadele” idi. Toplantıda Koalisyonun ilk imzacılarından olan ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, BAK adına bir konuşma yaptı. Uras, Emperyalizmin sürekli değişen çıkar ilişkileri etrafında ördüğü dinamik ittifakları anlamaya yönelik farklı bir bakış açısı sundu. Yunanistan “Savaşı Durdurun Koalisyonu”, İtalyan COBAS, ve İngiltere “Savaşı Durdurun Koalisyonu” ile ortaklaşa düzenlenen oturumun kolaylaştırıcılığını ise ben üstlendim.

19 Eylül günü gerçekleşen iki toplantıda, yabancı askeri üsler meselesi ile Irak ve Afganistan işgalleri daha ayrıntılı olarak tartışıldı. “Yabancı Üslere Karşı” başlıklı oturuma KüreselBAK adına konuşmacı olarak katılan Nilüfer Uğur Dalay, Türkiyeli savaş karşıtlarının deneyimlerini aktardı. Toplantının diğer katılımcıları olan Polonya “Savaşı Durdurun İnisiyatifi”, “Avrupa Üsler Karşıtı Ağ”, Hollanda “Transnational Institute”, Yunan Sosyal Forumu, İtalyan işçi sendikaları birliği COBAS ve Yunanistan “Savaşı Durdurun Koalisyonu” aktivistleri, Sosyal Forum'un kapanış yürüyüşünde, Savaş Karşıtları Ağı'nı oluşturan, farklı ülkelerden tüm grupların birlikte tek bir kortej olarak yürümesi teklifini onayladı.

Anti - NATO eylemleri

Aynı günün akşamında yapılan ikinci toplantıda Malmö Irak Komitesi, Danimarka “Savaşa Hayır” ve Norveç “Özgür Irak Komitesi” de katılımcılara eklendi. Bu toplantıda Küresel BAK adına Yıldız Önen konuştu. Irak'ta direniş ve Irak halkının meşru temsiliyetinin de tartışıldığı toplantıda, bir kez daha toplu yürüyüş kararı onaylanıp, NATO'nun 60. yılında hem Strasbourg'da merkezi bir miting, hem de savaş karşıtlarının faaliyet gösterdiği her ülkede kitlesel gösteriler yapılması konusunda fikir birliğine varıldı.

20 Eylül günü, savaş karşıtlarının son toplantısı olan Savaş Karşıtları Assamble'sinin kolaylaştırıcılığını Küresel BAK adına Yıldız Önen yaptı. Alman Barış Konseyi'nin de katılımcılara eklendiği bu son büyük toplantıda, savaş karşıtlarının 2009 Nisan ayına kadar yoğun bir NATO karşıtı kampanya örgütlemesi ve Sosyal Forum'un kapanış yürüyüşünde, tüm ülkelerden gelen savaş karşıtlarının büyük bir kortej oluşturması karara bağlandı.

Aynı gün gerçekleşen yürüyüşte, en başı çeken sendikalar kortejinin hemen ardında, savaş karşıtları arasında yerlerini alan Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu aktivistleri, en canlı kortej oldu. Yürüyüş boyunca İsveçli gençler de Küresel BAK aktivistlerinin arasına katılarak sloganlarımıza eşlik etti ve savaşa karşı uluslararası dayanışmanın ruhunu hep birlikte Malmö sokaklarına taşıdılar.


Kerem Kabadayı


http://www.turnusol.biz/public/makale.aspx?id=1249&pid=8&makale=ASF
Logged
denek hayatım
Nirvanaya Ulaşmış Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 553


« Yanıtla #80 : Nisan 04, 2009, 07:59:54 ÖS »

Dün gece rüyamda gördüm Kerem'i bana sarılıyordu sabah uyanınca alarmı öten telefonumu pencereden fırlatmak geldi içimden Sırıtan
Logged

s
suzi
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 12



« Yanıtla #81 : Nisan 13, 2009, 11:59:40 ÖS »

kendisini görmeyi çok istiyorum bir kaç kere rüyamda görmüştüm  Kahkaha çok farklı bir kişilik ya  Masum kendisini hep takdir etmişimdir ve hayatta örnek aldığım insanlardan biri  Gülümseme
Logged
mehmetkemal78
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 24



WWW
« Yanıtla #82 : Eylül 25, 2010, 06:19:19 ÖS »

Hayalimdeki davulcu ve onun gibi davul çalmayı çok istiyorummm Gülümseme
Logged
biRdamLauMut!..
« Déad Poèt »
Moderatör
Forumla bütünleşmiş üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2212


beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir.


WWW
« Yanıtla #83 : Kasım 06, 2010, 11:56:26 ÖS »

idoldur, abidir. şu yeryüzünde tanışmayı istediğim birkaç insandan biridir. Sırıtan
ayrıca bütün davulcular rahat giyinirken, efendiliğinden taviz vermeyip ceketle bile sahneye çıkabilen güzel adamdır.
ayrıca evli olduğunu da daha yenilerde disko kralı'ndan öğrendiydim.. niye bilmiyordum ki, üzülmeyeyim diye mi sakladınız acaba benden! Sırıtan Sırıtan abim, mutlu ol hep!
Logged

6
tifosimvö
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


İsmail Alptekin


« Yanıtla #84 : Mart 25, 2011, 09:42:06 ÖS »

Görüşlerine son derece önem verdiğim tapılası bir sakalı olan 2008 powertürk ödüllerinde ki konuşmasıyla gönülleri fetheden güzide insan
Tanışmayı ve saatlerce dünya hakkında sohbet etmek istediğim kişilerdendir.
Logged
Sayfa: 1 ... 4 5 [6]
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: